işte bir uluslararası haftasonu daha:) bu kez spring lake parkta. bu resimde en son etkinliğimizden. en soldaki Luis Meksikadan yanında ben sonra Muhammed Endonezyadan en sonda da bölgenin en tatlı çifti Greta İtalyadan yanında da USA li erkek arkadaşı( 6 aydır çıkıyolar maşallah:) Luke.
evet günler ilk önce perşembe günü Cleonun gelip bizi almasıyla başladı. açıkçası evde iki kişi kalıcak olmak zaten çok olmayan içimdeki heycanı iyice çökertmişti. Ne bilim ben ailede tek olmayı seviyorum o zaman daha ilgili oluyorlar iletişim de daha yakın oluyor. Üstüne bir de arabada Muhamedin olduğunu görünce 3 öğrenci mi? bu haftasonu cidden kötü geçicek galiba oldum. Beklentinin olmaması beklentilerin olmasından iyidir. No expectations is good expectations. eve gittiğimde Greta ve Mark bizi karşıladı. Evleri güzeldi. Bizim eve göre büyük ve çok daha düzenli. Bir sürü ülkeden bir çok eşya var. geldiğimde bir de Luisin de bizle kalcanı öğrendim. anlicanız 4 kişi olucaktık:D:D Yüz ifademi tahmin edersiniz. Neyse o akşam güzel geçti güzel bir yemek pişirilmişti tavuklu peynirli birşey. Tadı baya güzeldi. Ama haftasonu boyu yedimiz son ev yemeğiydi:D:D Aşağı katı gösterdi bize mark. bildiğin koca bir sinema salonu. yani büyük değil. normal bir oda düşünün. ama önde arkada ikişer çift koltuk arkadaki birleşik öndeki 3 ayrı. hepsi bizim evdeki baba koltuğundan( şu ayak kısmı açılıp nerdeyse yatıyo hale gelebilen sallanan koltuklardan) bikaç da taşınabilir koltuk var. koca bir tv. üstüne bir de projektör dev bişi bi ekran indiriyosun tvnin 2 katı o da film izlemek için. oda sinema salonu gibi dekore edilmiş. perdeler var, film çekmeceleri, koltuklar ve aşağı inerken de duvarlarda film afişleri var bir çok değişik filmin. okadar hoşuma gitti ki. hele bir de surround systemları var ki bildiğin filmin içindesin. sinamanın 10 da biri bir oda ama aynı ses sistemi. neyse yemeğe kadar aşağıda Wii oynadık. süper bi oyun sistemi wii ya. vidyo oyunu gibi öle oturmuyosun. boksa yapıyosan bildiğin kolarını çalıştırıosun. bowlingse bildiğin topu atarkendi her hareketi yapıosun. Tenis desen acayip zevkli bildiğin topa vuruyo gibi yapman lazım ve hızını ve gücünü bile ayarlamalısın. çok zevkliydi. sonra yemek yemekten sonra da Güzel ve Çirkin müzikalini izlmeye okula. Sölemem gerek çok güzel bir müzikaldi. Nasıl yapmışlar bilmiyorum ama kostümler ve dizaynlar harikaydı. Oyunculukları bizim Rosevilldeki lerden kötüydü sesleri de. ama yine de zaten hep çok sevmişimdir o hikayeyi disneyin favorilerimden. Gretayla yanyana denk geldik biyandan da birbirimizi tanımaya başladık çok ilginç bulmaya başladım onu. Bana çok benziyor ve insanlar bizi birbirimize de benzetiyor benzemesek de aynı saç biçimi ve rengi olunca. Neyse izledik çok güzeldi resimleri facebookda kıyafetlere özellikle çok dikkat edin:) Sonra çıkışta topluca birinin evindeki partiye gittik. Giderken orda birini gözüme kestiremeden edemedim. Pembe saçları olunca tabi:D Sonradan isminin Phill oldunu örendüğüm şahıs. Gidip direk saç rengini sevdim dedim Luke da ordan klasik oğlan davranışını sergiledi ooooooo. Valla söylemesem içimde kalırdı:D Parti de güzeldi. Bilardodaki yeteneksizliğimi sergiledim gene:D:Dsonra Catch the prase oynadık tabu gibi ama daha az kompleks. sadece kelimeyi anlatman gerekiyo süre bipbip lemeye başlamadan. Bildiğin stres oluosun çok zevkliydi. Akşam baya zevkli geçti. en kötü sahne dart oynarken oklardan birini kırmam bir de oyunda kendi attığım atışı silcem derken tüm oyunu silmem oldu:D:DPhill ve Luke biraz afferim tüm oyunu sildin yane şeklindeydi ben de şey özür hehe ben de gidiodum ztn şeklinde sıvışan insandım:D:Dbence o bile komikti. Akşam 12 De eve gittik parti de bitiyodu yavaş yavaş. Doğru yataklara modu. Uyumadan önce saatlerce Gretayla sohbet etme olayı var tabi. hiçbir akşam 1 den önce uyumadık. hep konuşcak bişiler vardı. o akşamın konusu Phil ve Luke tu tahmin edersiniz ki:P okadar benzioruz ki Gretayla:)
ertesi gün cumartesi harika kokularla başladı. önce Greta sonra ben duşa girdik. ben hazırlanıp aşağı indiğimde millet kahvaltıyı götürmeye başlamıştı. sosisler ekmekler bisküviler omletler harikaydı. buraya geldiğimden beri yediğim en zengin ve en lezzetli kahvaltıydı :):) beni tanıyanlar mideme ve uykuma düşkün oldumu bilirler. uykudan fedakarlık ettik ama yemekten de etcek diliz ya:P sonra hazırlanıp itfaiye ve polis binasını gezmeye gittik. afs için özel ayarlamışlar. nerede hasettikleri her şeyin nasıl çalıştığı nasıl ulaştırıldığı gibisinden. bolca fotoğraf çektik. en üzücü an şu hayalet avcılarındaki gibi aşağı kaydıkları bi boru var ya ona izin vermediler aslında çok çalışma gerektiriomuş kendine zarar verebilirmişsin bi de onlar bile kullanmıomuş zaten. üzüldük Gretayla tüm sabah nasıl şirin şirin bakar da ikna ederiz die uraşmıştık:P bir de gezi yapılırken itfaiyeye nasıl yardımcı olabiliriz sorusuna cevap odanızı düzenli tutun girişlere eşya yığmayın çünkü içeri girdiklerinde çoğu zaman hiçbir şey göremiyor oluyorlar eşyalar düşmelerine sebep oluyorlar dedi. yangın olduğunda odamın halini düşündüm de...düşünmesem daha iyi sanırsam oldum:S
aslında arada pikniğe gitmek vardı ama hava çok souktu ve yağmurla karışık kar yağıyordu. biz de topluca Shannon un evine gittik. okadar dev bir evleri var ki. evde her türlü teknoloji de var. ama sanki aileyle çocuklar ayrı yaşarmış gibi her zengin ailede gördüğüm gibi Amerikada. evin üst katında kedilere ait bi oda var. yeni yavrulamış kedilerden biri. tam 5 tane yavru birbirinden şirin kedi vardı. ben en çok bıyığı varmış gibi burnunda siyah bir işaret olan kediyi sevdim. onu ilginç bulduklarında da onun adı Hitler dedim herkes koptu:D Europe trip adlı filmi izledik. trenle Avrupada geziniolardı aklıma bizim yapmayı planladımız gezi geldi topluca izlemek çok zevkliydi:P sonra akşamki Amerikada 50ler partisine hazırlanmak için eve döndük. Bizi Luke getirdi eve arabasıyla. Acayip geyik bi tip ya. bizi zorla dans ettirdi şarkı sölettirdi yoksa arabadan inmek zorundasınız die. sürekli de Gretayla tatlı tatlı atışıyolar okadar tatlılar ki ya siz birbiriniz için yaratılmışınız diesim gelio çok özeniorum onlara:):) neyse eve geldik Greta ben süslendik bi güzel. köpüşlü etekelrimizi tshirtlerimizi giydik. yazı tura yaptık pembe etekte ikimizin de gözü olunca o kazandı. ama ben de güzel bulüzü aldım bir de yeşil eteğimle uyan bir kolyesi vardı gretanın onu bana ödünç verdi giyim die. cuk oturdu. saçımızı da topladık kurdeleleri taktık. herkes giyindi. yukardaki resim son halimiz:) bütün akşam dans ettik yarışmalar yaptık. çok güzel hazırlamışlardı. ben sakızdan balon yapma ip atlama 50 ler gibi giyinme yarışlarını kazandım bir tek hulahup yarışını bişi yapamadım o da belimde çeviremedimden elimde olsa neyse :P sonra herkes birer tshirt yaptı herkese imzalattık. Luke bana masadayken ispanyolca bişey sordu sonuna phil ekleyip. ben hiçbir şey anlamadım tabi. ha? diyince de nothing dedi geçiştirdi. aynı masada oturuoduk da topluca yemek yerken. sonra tshirti imzalarken hey you are so cool we should chill out before you go back. ps: i can bring Phill yazdı. ben de sırıttım. gün sona erdinde de Gretaya mesaj attı Melike okumuş mu diye. ben de okudum getirsin dedim( bak sen kızaaa) son 2 ayım kalmış şurda onda da eğlenmek hakkım diye düşündüm. bilmem doğru mu yaptım yanlış mı ama gerçekten çok iyi çok tatlı çok eğlenceli insanlar. hepsini ayrı ayrı çok sevdim. anna afslilerle birlikteyken sen çok deişik oluosun dio çok başka çok sosyal oluyosun anlamında. evet çünkü onların yanında rahatım beni anladıklarını biliyorum aramızda ortak bir şey olduğunu görebiliyorum. ve rahat ve kendim oluyorum. o deli dolu anca en yakınlarımın bildiği insan... fazlaca olgun ve izleyen insan yerine...
ben kendimi olduğum gibi seviyorum...ve son zamanlarda farkına varuyorum ki ben az ve öz arkadaş edinmiş olsam da bu yıl bence en azından benim edindiklerim dürüst canayakın ve beni gerçektenseven insanlar yanlarında kendim olabildiğim insanlar...evet herkesle dışarı gidip gezemedim her haftasonum dolu dolu geçmedi ama kendimden hiçbir şey kaybetmedim. tam aksine kendime bir şeyler kattım. bu da doğru yolda olduğumu gösterir benim inancım bu...kim ne derse desin...
evet günler ilk önce perşembe günü Cleonun gelip bizi almasıyla başladı. açıkçası evde iki kişi kalıcak olmak zaten çok olmayan içimdeki heycanı iyice çökertmişti. Ne bilim ben ailede tek olmayı seviyorum o zaman daha ilgili oluyorlar iletişim de daha yakın oluyor. Üstüne bir de arabada Muhamedin olduğunu görünce 3 öğrenci mi? bu haftasonu cidden kötü geçicek galiba oldum. Beklentinin olmaması beklentilerin olmasından iyidir. No expectations is good expectations. eve gittiğimde Greta ve Mark bizi karşıladı. Evleri güzeldi. Bizim eve göre büyük ve çok daha düzenli. Bir sürü ülkeden bir çok eşya var. geldiğimde bir de Luisin de bizle kalcanı öğrendim. anlicanız 4 kişi olucaktık:D:D Yüz ifademi tahmin edersiniz. Neyse o akşam güzel geçti güzel bir yemek pişirilmişti tavuklu peynirli birşey. Tadı baya güzeldi. Ama haftasonu boyu yedimiz son ev yemeğiydi:D:D Aşağı katı gösterdi bize mark. bildiğin koca bir sinema salonu. yani büyük değil. normal bir oda düşünün. ama önde arkada ikişer çift koltuk arkadaki birleşik öndeki 3 ayrı. hepsi bizim evdeki baba koltuğundan( şu ayak kısmı açılıp nerdeyse yatıyo hale gelebilen sallanan koltuklardan) bikaç da taşınabilir koltuk var. koca bir tv. üstüne bir de projektör dev bişi bi ekran indiriyosun tvnin 2 katı o da film izlemek için. oda sinema salonu gibi dekore edilmiş. perdeler var, film çekmeceleri, koltuklar ve aşağı inerken de duvarlarda film afişleri var bir çok değişik filmin. okadar hoşuma gitti ki. hele bir de surround systemları var ki bildiğin filmin içindesin. sinamanın 10 da biri bir oda ama aynı ses sistemi. neyse yemeğe kadar aşağıda Wii oynadık. süper bi oyun sistemi wii ya. vidyo oyunu gibi öle oturmuyosun. boksa yapıyosan bildiğin kolarını çalıştırıosun. bowlingse bildiğin topu atarkendi her hareketi yapıosun. Tenis desen acayip zevkli bildiğin topa vuruyo gibi yapman lazım ve hızını ve gücünü bile ayarlamalısın. çok zevkliydi. sonra yemek yemekten sonra da Güzel ve Çirkin müzikalini izlmeye okula. Sölemem gerek çok güzel bir müzikaldi. Nasıl yapmışlar bilmiyorum ama kostümler ve dizaynlar harikaydı. Oyunculukları bizim Rosevilldeki lerden kötüydü sesleri de. ama yine de zaten hep çok sevmişimdir o hikayeyi disneyin favorilerimden. Gretayla yanyana denk geldik biyandan da birbirimizi tanımaya başladık çok ilginç bulmaya başladım onu. Bana çok benziyor ve insanlar bizi birbirimize de benzetiyor benzemesek de aynı saç biçimi ve rengi olunca. Neyse izledik çok güzeldi resimleri facebookda kıyafetlere özellikle çok dikkat edin:) Sonra çıkışta topluca birinin evindeki partiye gittik. Giderken orda birini gözüme kestiremeden edemedim. Pembe saçları olunca tabi:D Sonradan isminin Phill oldunu örendüğüm şahıs. Gidip direk saç rengini sevdim dedim Luke da ordan klasik oğlan davranışını sergiledi ooooooo. Valla söylemesem içimde kalırdı:D Parti de güzeldi. Bilardodaki yeteneksizliğimi sergiledim gene:D:Dsonra Catch the prase oynadık tabu gibi ama daha az kompleks. sadece kelimeyi anlatman gerekiyo süre bipbip lemeye başlamadan. Bildiğin stres oluosun çok zevkliydi. Akşam baya zevkli geçti. en kötü sahne dart oynarken oklardan birini kırmam bir de oyunda kendi attığım atışı silcem derken tüm oyunu silmem oldu:D:DPhill ve Luke biraz afferim tüm oyunu sildin yane şeklindeydi ben de şey özür hehe ben de gidiodum ztn şeklinde sıvışan insandım:D:Dbence o bile komikti. Akşam 12 De eve gittik parti de bitiyodu yavaş yavaş. Doğru yataklara modu. Uyumadan önce saatlerce Gretayla sohbet etme olayı var tabi. hiçbir akşam 1 den önce uyumadık. hep konuşcak bişiler vardı. o akşamın konusu Phil ve Luke tu tahmin edersiniz ki:P okadar benzioruz ki Gretayla:)
ertesi gün cumartesi harika kokularla başladı. önce Greta sonra ben duşa girdik. ben hazırlanıp aşağı indiğimde millet kahvaltıyı götürmeye başlamıştı. sosisler ekmekler bisküviler omletler harikaydı. buraya geldiğimden beri yediğim en zengin ve en lezzetli kahvaltıydı :):) beni tanıyanlar mideme ve uykuma düşkün oldumu bilirler. uykudan fedakarlık ettik ama yemekten de etcek diliz ya:P sonra hazırlanıp itfaiye ve polis binasını gezmeye gittik. afs için özel ayarlamışlar. nerede hasettikleri her şeyin nasıl çalıştığı nasıl ulaştırıldığı gibisinden. bolca fotoğraf çektik. en üzücü an şu hayalet avcılarındaki gibi aşağı kaydıkları bi boru var ya ona izin vermediler aslında çok çalışma gerektiriomuş kendine zarar verebilirmişsin bi de onlar bile kullanmıomuş zaten. üzüldük Gretayla tüm sabah nasıl şirin şirin bakar da ikna ederiz die uraşmıştık:P bir de gezi yapılırken itfaiyeye nasıl yardımcı olabiliriz sorusuna cevap odanızı düzenli tutun girişlere eşya yığmayın çünkü içeri girdiklerinde çoğu zaman hiçbir şey göremiyor oluyorlar eşyalar düşmelerine sebep oluyorlar dedi. yangın olduğunda odamın halini düşündüm de...düşünmesem daha iyi sanırsam oldum:S
aslında arada pikniğe gitmek vardı ama hava çok souktu ve yağmurla karışık kar yağıyordu. biz de topluca Shannon un evine gittik. okadar dev bir evleri var ki. evde her türlü teknoloji de var. ama sanki aileyle çocuklar ayrı yaşarmış gibi her zengin ailede gördüğüm gibi Amerikada. evin üst katında kedilere ait bi oda var. yeni yavrulamış kedilerden biri. tam 5 tane yavru birbirinden şirin kedi vardı. ben en çok bıyığı varmış gibi burnunda siyah bir işaret olan kediyi sevdim. onu ilginç bulduklarında da onun adı Hitler dedim herkes koptu:D Europe trip adlı filmi izledik. trenle Avrupada geziniolardı aklıma bizim yapmayı planladımız gezi geldi topluca izlemek çok zevkliydi:P sonra akşamki Amerikada 50ler partisine hazırlanmak için eve döndük. Bizi Luke getirdi eve arabasıyla. Acayip geyik bi tip ya. bizi zorla dans ettirdi şarkı sölettirdi yoksa arabadan inmek zorundasınız die. sürekli de Gretayla tatlı tatlı atışıyolar okadar tatlılar ki ya siz birbiriniz için yaratılmışınız diesim gelio çok özeniorum onlara:):) neyse eve geldik Greta ben süslendik bi güzel. köpüşlü etekelrimizi tshirtlerimizi giydik. yazı tura yaptık pembe etekte ikimizin de gözü olunca o kazandı. ama ben de güzel bulüzü aldım bir de yeşil eteğimle uyan bir kolyesi vardı gretanın onu bana ödünç verdi giyim die. cuk oturdu. saçımızı da topladık kurdeleleri taktık. herkes giyindi. yukardaki resim son halimiz:) bütün akşam dans ettik yarışmalar yaptık. çok güzel hazırlamışlardı. ben sakızdan balon yapma ip atlama 50 ler gibi giyinme yarışlarını kazandım bir tek hulahup yarışını bişi yapamadım o da belimde çeviremedimden elimde olsa neyse :P sonra herkes birer tshirt yaptı herkese imzalattık. Luke bana masadayken ispanyolca bişey sordu sonuna phil ekleyip. ben hiçbir şey anlamadım tabi. ha? diyince de nothing dedi geçiştirdi. aynı masada oturuoduk da topluca yemek yerken. sonra tshirti imzalarken hey you are so cool we should chill out before you go back. ps: i can bring Phill yazdı. ben de sırıttım. gün sona erdinde de Gretaya mesaj attı Melike okumuş mu diye. ben de okudum getirsin dedim( bak sen kızaaa) son 2 ayım kalmış şurda onda da eğlenmek hakkım diye düşündüm. bilmem doğru mu yaptım yanlış mı ama gerçekten çok iyi çok tatlı çok eğlenceli insanlar. hepsini ayrı ayrı çok sevdim. anna afslilerle birlikteyken sen çok deişik oluosun dio çok başka çok sosyal oluyosun anlamında. evet çünkü onların yanında rahatım beni anladıklarını biliyorum aramızda ortak bir şey olduğunu görebiliyorum. ve rahat ve kendim oluyorum. o deli dolu anca en yakınlarımın bildiği insan... fazlaca olgun ve izleyen insan yerine...
ben kendimi olduğum gibi seviyorum...ve son zamanlarda farkına varuyorum ki ben az ve öz arkadaş edinmiş olsam da bu yıl bence en azından benim edindiklerim dürüst canayakın ve beni gerçektenseven insanlar yanlarında kendim olabildiğim insanlar...evet herkesle dışarı gidip gezemedim her haftasonum dolu dolu geçmedi ama kendimden hiçbir şey kaybetmedim. tam aksine kendime bir şeyler kattım. bu da doğru yolda olduğumu gösterir benim inancım bu...kim ne derse desin...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder