11 Nisan 2008 Cuma

Bana Bir Uğur Lazım


inanabiliyor musunuz ben yaklaşık 17,5 yaşında boylu poslu(tamam boysuz ama artık poslu öhöm yane) eh artık büyümüş oldunu kabul ettiğiniz insan bikaç hafta önce Cub adlı markete ziyarete gidip lens solüsyonu alırkene yanına bir de peluş tavşan ekledi. nasıl mı? aynen şöyle
markette etrafa bakınır zaman geçiriken bir anda gözleri şirin mi şirin tatlı mı tatlı mor mu mor (evet hem de bizim ailenin uğursuz moru) bir tavşancık ordan bana bakmıyor mu. pembesi de vardı ama ilk kez mor pembeye baskın geldi. beni tanıyanlar bunun dünyanın tersine dönmesi kadar abzürt bişi oldunu gayet iyi bilirler. evet aldım kabul ediyorum bir peluş için çok da ucuzdu ve evet mor. o yüzden adını uğur koydum. Thomas bilmiyordur ama o odamda yatağımda birlikte yattığı köpek peluş benim yatak arkadaşımdır. alındığından beri onsuz uyuduğum olmadı. nedense böle mıncıklayıp sıkıştırması çok zevkli ve hatırlattığı onca kötü anıya ramen hala bana güven verir. şimdi onun görevini uğura devrettim. buraya resmini koymak istiyorum hepiniz tanışın:):)
bu haftanın olaylarına gelince. tüm hafta boyu çeşitli nedenlerle tracki astım yok astım çok kaba duruyo hele annem okurken bunu yazmak can sağlığı açısından tehlikeli. tracki kaçırdım. eve gelip koştum tabi...bazı günler...ama haftaya çok iyi başlicam bu haftasonu iyi bi antreman beklio beni...puff
okul bu hafta durgun geçti. her zamanki olaylar. dersler felan. Dan buara sınıfta başka bikıza daha takılmaya başladık rekabet ortamı oluştu. kızla biz de konuşuyoruz ama arada bir ben onları o bizi gözetliyor. düşmanca diil de o benim arkadaşım banane yaa şeklinde. en azından ben öyleyim. hala anatomi dersinde aynı insanı gözlemliyorum ve işin ilginç yanı her sabah kendime bi güzel özenir oldum. ben saçını başını yapan ve kalem çeken bir yaratık haline geldim. küpedir kıyafet seçmedir. hiç bana göre değil ama artık Başkent bilkent ve amerika üçlüsünü kaldırabilmek için en azından bana biraz kendime güven gerek. di mi?
haftanın en ilginç olayı dünkü çorbaydı. beni tanıyanlar bilir. karaciğerden gerçekten nefret ederim açıkcası yiyemem. ama beni tanıdığını düşünen insanlar buraya geldiğimden beri beni brokoli yerken bulduklarından beni tanıdıklarından şüphe etmeye başladılar. özellikle öz be öz annem. ama karaciğer...brokoliden de azılı bi düşman
neyse çorba yapıldı ve içinde tavuk ciğeri parçaları var. farkettim ki nekadar çiğnerseniz bir yemeğin tadını okadar çok alırsınız. çorba karaciğer parçaları hariç harika. ben de bildiğin çiğnemeden löp löp ciğerleri yuttum:D:D sonra da caanım çorbayı içtim Frank yüzünde muzip bir gülümsemeyle beni izliyordu biyandan da. ee nasıl beğendin mi dediğinde ''eh bayıldım diyemem aslında hoşuma gitti de diyemem ama katlanılabilir'' cevabını verdiğimde çok ama çok güldü. hayatımda ilk kez başka bir evde yemeğin katlanılabilirliği konusunda dürüst oldum. vallahi brokoliyi bile güzelce yiyorum. ama bunu söylemek zorundaydım. gerçekten:D:Dayrıca Frank harika bir aşçı bunu da eklemeliyim. sorun onda değil. karaciğerde. grrrr
hava bir türlü ısınmıyor. bazen hala günler uzun geçiyor ama dersler hala çok zevkli. hele foransics ve anatomi favorilerim. birinde Dan birinde Luey olunca. anna bile buaralar daha katlanılır çünkü o da gerçekten konuşmaya ihtiyaç duyduğunda konuşabildiği insan benim. Yarın da 1 aylık aradan sonra Ezgiyle buluşup bi kaybolma deneyimi yaşicaz. çünkü şehrin dışındaki Mall Of Amerikaya gidicez. şu insanların taa new yorktan çocuklarını alıp 3 aktarmalı uçakla geldikleri yer. onun yerine disneylanda gidin benim tavsiyem madem 3 uçağa razısınız. bu hikaye de Ruth dan. anlattığında hepimizin ağzı bi karış açık kaldı. insanlar ya deliii ya manyak.
Keşke daha küçük bir okulda olsaymışım Thomas haklı...ama bu da bir deneyim...Belki de bu senem süper geçse okumak için Amerikada kalırdım o da benim için hayırlı olan olmazdı. Ben bunun da bir nedeni olduğuna inanıyorum. Hem nolucaksa olsun sadece 2,5 ay kaldı. bana kalan bu zamanı güzel ve iyi değerlendirmek:)
eğer okuyorsanız küçük de olsa yorum bırakın olur mu? bazen kendi kendime yazıyor gibi hissediyorum garip oluyor:S:S

Hiç yorum yok: