NOT:nekadar şişko göründüme dikkat çekme istiyorum. kilo almadım bunların hepsinin hormonlardan oldunu idda ediyorum (hyrr)bu john abicimle çekildiğim son fotocuk:)
evet sonunda tamamen anlamadığım bir dilde(latince) bir anatomi çalışmasına ara verip buraya bir şeyler çiziktirmenin zamanı geldiğine karar verdim. annem duyunca kaşları çatılcak ama haberleri almaya meraklı olduğu için çabuk unutcandan eminim:P
önceliklen yeni dönemin başlangıcıyla başlayalım
sabahın köründe kalkmak her zamanki gibi çok geldi..çok da kısa bir tatildi zaten California gezisi yarısından çoğunu aldı. iyki de aldı kalan dönemi evde aylak aylak gezinerek etrafa otobüs ve bisikletle ulaşma yolları bularak track sezonunda sefil olmamak için koşuya başlamayı deneyerek(valla başımda bi koç olmadan 6 km koşamıorum 2 3 felan bana yeter hatta fazla)bolcana tavuk suyuna çorba okuyup ruhumu tazeleyerek(evet bu kadar sefül ve sevgiye muhtacum) geçirdim. California kısmı hariç güzel değildi anlicanız. bir tek de bizim okulun spring breaki erken olmuş nedense. odamı toplayıp sonunda bahar temizliği yapmak heralde yaptığım tek hayırlı iş oldu. Amerikada insanlar evleri 3 4 aya bir temizliyolar. ben de bari kendi odama el atim dedim. yeni hedefim banyo şimdi artık bir tek bana kalmış olunca...
haftanın ilk olayı John un gidişi oldu...upuzun ama eğlenceli olacağa benzeyen bir yolculuğa çıktı. o gittiği her yere eğlenceyi bir şekilde götürür zaten:)öncelikle Endonezya'ya sonra Çin'e en sonunda da ben daha dönemeden burdaykene Franki de yanına katıp Türkiye İzmir den Almanya Berlin bisikletle tura çıkıcaklar. çok ilginç değil mi. bizim ülkede değil 70 yaşlarında 23 yaşlarında bile bu geziyi yapıcak cesaret ve forma sahip olan insanlar bulamayız. ama onlar gidiyor. bakalım nasıl olucak. keşke Ankaraya da uğrasalar ama planlarında yok şuanda. olcak gibi de durmuyor. John a veda etmek en zor şeylerden biri oldu. Onu Güneş abişim yerine koyduğum için hep(benimle uğraşan benim de onla uğraştığım ama gerektiğinde ciddi olarak da konuşabilidiğim, iğrendiğim bi oğlanı anlattığımda dövim mi gerek var mı diye soran biri olunca benzetmemek mümkün mü:):) bana burayı tanıdık yapan tek insandı. aşağıda müzik sesini gitar çalışını şarkı söyleyişini duymak hep beni gülümsetirdi. ne bilim bir abinin olmasının verdiği güven duygusu işte çok yabancı bir yerde. onu cidden özlicem özellikle son dönem evde daha az durmaya ve üniversiteleri gezmeye başlayalı neşesi iyce yerindeydi en çok da yemekler çok eğlenceli geçmeye başlamıştı.
son gününde Gutheri ye gidip bir tiyatro izlemek istedi. tiyatroda anlatılan çocuk aynı kendine benziyodu. izlememsi zevkliydi. sonra eve geldik onla koşuya gitmeyi çok istesem de zaten her zamanki gibi onun hızına uyum sağlayamazdım Ezgi de bizde olduğu için(calculuse yardım almak için)onunla zaman geçirdim. akşam oldu bu kez de o dışarı gidiyodu. sarılıp vedalaştık sabah kalkma sözü verdi çünkü ertesi akşam o gitmeden onu göremicektim okulda olunca. o kapıdan çıkana kadar el salladım sonra da odama çıkıp (odam şu anda herkese açık vaziyette olunca perde felan yok ordan da ben herkesi herkes beni görebiliyo. hala kabin olarak banyoyu kullanıyorum:D:D) el sallamaya devam ettim. içimden ağlamak geldi ama tuttum buraya geldiğimden beri kimse beni ağlarken görmedi görsün de istemem zaten(özgür kızı oynuyoz ya)
sabah her zamanki gibi kalkamadı con bey ben de odasına baskın düzenledim ''çok ayıp söz vermiştin'' şeklinde. o da sırıttı tabi:)kalksın diye zorlamadım sarılıp vedalaştım kendine iyi bak habersiz bırkama şeklinde bir de Türk usulü yanaktan öpücükle(burda daha çok kişiye öğretcem bu türk usulünü:D).içim buruktu giderken ama harika zaman geçiriceni biliyorum o yüzden hiçbir ititrazım yok gitmesine. eğer bir gün buralara dönersem ziyaret ederim onu Teksas daki yeni okulunda. Umarım her şey gönlünce olur:)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder